Flört mü, Görücü Usulü mü?


Flört mü, Görücü Usulü mü?

Flört mü, Görücü Usulü mü?
Çizim: Bengi LOSTAR ÖZDEMİR

Bilişsel Tutarlılık: “Evlendim, Öyleyse Seviyorum”

       İnsan, düşünceleriyle tutarlı bir şekilde davranmaya ya da davranışlarıyla tutarlı bir şekilde düşünmeye eğilimli bir varlıktır. Bu eğilimiyse içsel çatışmalardan uzak durma dürtüsünden ve huzur arayışından ileri gelir. Öyle ki bireyin bu dinginlik arzusu, zaman zaman açıkça yanlış olan bir durumu doğru kabul etmesine bile neden olabilir.
Birey; düşünce, inanç ya da tutumlarına ters düşen bir davranış sergilediğinde bilişsel çelişki ortaya çıkar. Bu çelişki, bireyi huzursuz eder ve onu temelde şu ikisinden birini yapmaya zorlar:
 
1. Düşünceleri ile uyuşmayan davranıştan vazgeçirmeye/değiştirmeye,
2. Düşünceden vazgeçirip (ya da düşünceyi değiştirip) davranışa devam ettirmeye,
 
Örneğin, “A” ve “B” marka iki arabadan birini satın almak istiyorsunuz. Karar vermekte zorlandınız ama nihayet “B” marka aracı satın aldınız. Bundan sonra “A” marka aracın olumsuz yönleri, satın aldığınız “B” marka aracınsa olumlu yönleri zihninizde daha fazla belirginleşmeye başlar. Bu eğilim, verdiğiniz kararla (araba seçiminiz) davranışınızın (satın aldığınız araba markası B) tutarlılığını sağlar.
 
Görücü usulü evlilik yapan bir kadın/erkek düşünün. Bu kişi, flört etmiş olsa idi belki de pek sevmeyeceği eşini, “evlilik bağı” nedeniyle sevme eğilimi gösterecektir. Çünkü görücü usulü evlilik, biliş aşamasını (sevgi, aşk duygusu ve uyum süreci) atlayarak doğrudan davranışa (evlilik) yönelik bir eylemdir. Bu durumda zihin, “evlendim, öyleyse sevmeliyim” şeklinde bir düşünce eğilimi sergiler. Kuşkusuz, bu uzun soluklu süreç sevgi ya da aşkla sonuçlanmayabilir. Bu durumda iki olasılık doğar; kişi huzursuzluğunu azaltmak için ilk olarak davranışından, yani evliliğinden vazgeçme eğilimi gösterebilir. Diğer olasılık ise kişinin evlendim öyleyse eşimi sevmeliyim düşüncesinden vazgeçmesidir. Her iki durum da, yani “eşinden ayrılma kararı” ya da “aşkın, evliliğe eşlik etmesi gerektiği yönündeki düşüncesinden vazgeçme kararı” bireyin bilişsel çelişkisini ortadan kaldırarak çatışmadan 
kurtulmasını ve huzur bulmasını sağlar. Aksi durumlarda, kişi bilişsel çelişki yaşamaya devam eder ve aile ortamında çatışma yaşar. Bu çatışma duygusu da huzursuzluğun devam etmesine neden olur.
 

Davranış ve düşüncelerimizin tutarlı olması ruh sağlığımız için çok önemlidir. İçsel çatışmalarımızı fark ederek yoluna koymamız da mutlu ve huzurlu olmamız için çok önemli.

 
Düşünce ve davranışların tutarlı olmasının gerektiğine dikkat çeken Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!” şeklindeki öğüdü tasavvufta, hatta “New Age” akımlarında da sıklıkla dile getirilen “kendini bilme” sürecinin çetrefilli yolunda, düşüncelerimiz ve davranışlarımız arasındaki ahengin önemini bize hatırlatır…

+ Yorumunuzu Yazın

+

Dilerseniz Soru Sorun