Psikoloji Açısından Dindarlık Nedir?


Psikoloji Açısından Dindarlık Nedir?

Psikoloji Açısından Dindarlık Nedir?
Ressam Yusuf Bilge

“Dindarlık”, tanımlanması ve üzerinde tartışılması oldukça zor bir kavramdır. İşin acı tarafı, ülkemiz gibi, bilgiye ve kuramlara yeterince değer vermeyen bir toplumda bu tartışmaları yapmak daha da zorlaşmaktadır. “Dindarlık nedir, dindar olan kimdir?” diye sorduğumuzda karşımıza, kendi kültürümüzden, sistematize edilmiş –modellenmiş- bir açıklama çıkamıyor maalesef. Varsa yoksa yorumlar, şanslıysanız sağduyulu görüşler ve kişisel fikirler… Oysa ünlü kuramcı Psikolog Gordon Allport’un (1897-1967) dindarlığa yönelik yaptığı, aslında çok da yabancı olmadığımız, şık ve işlevsel sınıflama, “dindarlık” tartışmasına önemli bir değer kazandırmaktadır.

Allport, dindarlığı temelde iki şekilde sınıflandırarak tanımlamıştır: İçsel ve Dışsal Yönelimli Dindarlık.
 
İçsel Yönelimli/Güdümlü Dindarlık: Temel motivasyonlarını (isteklendirme) dinlerinde bulan, diğer ihtiyaçları ne kadar güçlü olursa olsun, nihai bir öneme sahip olmayan, ihtiyaçlarını dini inançlarıyla uyumlu hale getirmek için çabalayan ve dinlerinin temel prensiplerini içselleştirip bunlara tam olarak uymaya çalışan bireyleri nitelemektedir. Bu nitelemeler, Müslüman kültüründeki “mü’min (kendisinden emin olan ve kendisinden emin olunan kişi)” kavramına işaret ediyor görünmektedir.
Dışsal Yönelimli Dindarlık: Kendi emellerine ulaşmak, güvenlik sağlamak, teselli bulmak, sosyal ilgi edinmek, oyalanmak, sosyal statü kazanmak gibi çeşitli amaçlarla dini kullanan bireyleri nitelemektedir. Bu niteleme de Müslüman kültüründeki “münafıklık (öyle olmadığı halde “dindarmış gibi davranan” kişiye münafık denir)” kavramını karşılayabilir.
Dindarlığı tartışabilmek için öncelikle bu kavramı, en azından bu iki temel boyutuyla anlamak gerekir. Sonra belki kendimize şu soruları sorabiliriz. Ben hangisine daha yakınım? Peki, İslam dini hangisine daha yakın? Peki ya, dindar denilince toplumumuzun aklında daha çok hangisi geliyor? Birileri, çok da hayatlarının içerisinde olmadıkları diğer birilerinin dindar olup olmadığını nasıl anlayabilir? Şekil ve görüntüye bağlı olarak “dindar” etiketi koymak, belki de bir münafığın oyununa ortak olmaktır.
Zaman zaman çevremizden duyduğumuz -hatta belki bunu söyleyen bizizdir- “namaz kılıyor, öyleyse dindardır”, “başörtüsü var, öyleyse dindardır” gibi neden-sonuç ilişkileri çoğuz zaman, hakkında konuşulan o kişinin dışsal yönelimli dindar ya da münafık olma olasılığının görmezden gelinmesi demektir.
Din ve dini ritüller, ibadetler ahlaka ve Allah’a ulaşmak için bir araçtır. İnanan biri için amaçsa ahlaka ve Allah’a ulaşmaktır. Bu doğrultuda dinin ve ona ilişkin ritüellerin (görünen davranışların) bir “araç” olduğunu asla unutmamak gerekir. Dolayısıyla aracı, amaç edinmiş, şeklen bakıldığında dindarmış gibi görünen bireyler yetiştirmenin yarardan çok zararı vardır. İslam kaynakları, ritüellerden ya da içinde bulunduğu döneme ait tipik ibadetlerden bir şekilde uzak kalmış, ancak doğru ahlaka ulaşmış ve Allah’a kavuşmuş insanların öyküleriyle doludur.
Psiyazar Evren HOŞRİK
Kaynak-Kitap: “Birey ve Dini” GW ALLPORT, Elis Yayınları, 2005.

+ Yorumunuzu Yazın

+

Dilerseniz Soru Sorun